• Ayten Birsen

Rahatımı Bozma





Benim hikayem “rahatımı bozma” ile başlar. Başkalarına göre rahatımı bozma bana göre üretken olma….

1975 yılında eşimin görevli olduğu Seyit Ömer Termik Santral’in de ,ben de bir Fransız firmanın tercümanlığını yaptım. Eşimin görevi bitip İstanbul’a geldikten sonra da Fransız okulu öğrencilerine ders vermeye başladım. Son derece keyifli bir süreçti. Evim cıvıl cıvıl öğrenci sesleri ile doluyordu. Öğrencilerimin başarıları benim mutluluğumu katlıyordu. Emek verilen bir işin başarı dolu sonucu muhteşemdi.

Bu süreç devam ederken bu keyif bana az gelmeye başladı. Zira dersler akşam 16.00 da başlıyordu ve gün içinde boştum. Ve bu süreç boş geçmemeli idi. Bu duygu içimi kıpır kıpır etmişti.

Tam bu süreçte 1996 yılının mayıs ayında gazetede gördüğüm bir ilan üzerine başvurumu yaptım. Çevremde bu haberi duyan bütün yakınlarım bu kararıma tepki gösterdi. Bana rahatın battığını, ne gerek vardı, zaten iyi para kazandığımı vurgulayan bir sürü negatif söylemler etrafımda pervane gibi uçuşuyordu. Haksız da değillerdi. Ama ben kafaya koymuştum bir kere….

Sigorta bilgisi olmadan bu işe nasıl daldım o da sorgulanır. Ancak eğitimden sonra ki süreç suratıma tokat gibi çarptı. Masa başı işi değil saha da olan ve ancak koşturduğunuz zaman iş üretilebilen bir pozisyondu. Ürkmüştüm, korkmuştum…..Ama madem ki bir karar almıştım bu kararın arkasında durmalıydım.

Zaman geçtikçe korkuya cesaretsizlikte ilave oldu, ve o zaman beni işe alan pazarlama müdürümüz Sayın Güven Aykaç a 2 veya 3 defa giderek bu işin bana göre olmadığını ve yapamayacağımı belirtmeme rağmen onun bana yanıtı ise acele etmeyip biraz sabretmemdi.

Direk Satış Ekibinde ayni işi yapan ve bugün de her biri değerli birer acente olan iş arkadaşlarımla muhteşem bir uyum içinde çalıştık. İşin mutfağında olduğumuz için gün içinde oluşan hasarların veya üretim aşamalarının tümünü birlikte yaşadığımız için kazandığım bilgiler bana cesaret ve güven verdi. Evet bir yola girmiştim ve eğitimci giysilerimi çıkarıp öğrenci kimliğimle devam ediyordum. DSÖ bir okuldu ve ben bu okulun bir öğrencisi idim. Mesai bitince de öğrencilerine koşan bir eğitimci olmaya devam ettim.

1999 yılında ani bir kararla acente olmaya karar verdim. Ne tesadüftür ki 1996 yılının mayıs ayın da sektöre giren ben yine bir mayıs ayında acentelik işlemlerine başlamıştım. Ayten Birsen Sigorta Acenteliğin deki ödüllerim DSÖ den aldığım ödüllerle pekişti. Derdim ödül değildi ancak işinizi güzel yapınca şunu anladım para ve ödül arkadan gelmeye hazırdılar. Ödüller de bir insanın başarı tescilleri oluyor ve sizi motive ederek işinize dört elle sarılmanızı sağlıyordu.

Bu süreç zarfında Şark Sigorta ile başlayan serüven Koç Allianz ve daha sonra Allianz Sigorta olarak değişerek hayatıma yön verdi .

Direk Satış Ofisinde Aylık Durum Değerlendirmesi olarak yapılan toplantılar o dönemin genel müdürü Sayın Kemal Olgaç başkanlığında yapılırdı. Ve bu toplantılar benim hayatımda çok önemli bir yer etmişti.


Kemal bey’in motive edici konuşmaları bizi harekete geçirir ve toplantıdan çıkar çıkmaz kafamızda şekillenen yeni projeleri hayata geçirmek için çabalardık. Hayatıma çok değerli yöneticiler girdi ve onlarla gerçekten çok keyifli çalışmalar yaptık.

Sigorta da zor olan müşteri edinme süreci hala devam ediyor. Hala bir öğrenciyim, her gün yeni bir şey öğreniyorum. Acente olduğum dönemde yanımda olan eşim benim sahada çalışmamı rahatlatmıştı. O arka plan da bütün detay işlerle uğraşırken ben saha da rahatça satışımı yapıyordum.

2013 ve 2014 yıllarında mevcut ekibime ikinci jenerasyon olarak iki oğlum katıldılar. Biri Microsoft kökenli, diğeri de çelik sektörü satış kökenli idi. Onların ekibe katılmaları enerji ve ekip çalışması gücü de arttı. Daha önceki sektörde Euler Hermes’in çalışmalarını bilen Volkan yani oğlum hemen onu da sistemimize dahil etti ve alacak sigortası da satmaya başladık. Teknik, Finansal, Sosyal medya konularında paylaşım yaparak görevleri ikisi de üstlendi. Ve bu süreçte satış projelerini de geliştirdiler.

Şahıs Şirketi olan firmam bugünlerde yani 2020 Eylül ayında dört ortaklı bir şirkete dönüştü. Hüznü ve gururu bir arada yaşıyordum. Tekli Acentelik yerini kurumsal bir şirkete devrediyordu. Benim bebeğim büyümüştü artık onu tutamıyordum….

Üretmeyi seven biri olarak seçtiğim bu yolda, benimle birlikte yola çıkan eşim ve çocuklarımla birlikte koşturuyorduk. Umarım bir gün üçüncü jenerasyonu da burada ağırlar onlarla poliçe satışları hakkında fikir alış verişi yaparız….

Güvene dayalı bir sektörde biz kağıt üstünde bir hayal satıyoruz. En büyük beceri hasar olduğunda sigortalının sorununu çözmek. Bu başarıldığında yaşadığımız keyif hiçbir satışla boy ölçüşemez. Ancak tekli acenteler maalesef çoklu acenteler karşısında eli kolu bağlı. Rekabetin had safhaya ulaştığı şu dönemde umarım ve de diliyorum sektör tekli acenteler için bir çözüm üretecektir.

Saygılarımla,

Ayten BİRSEN

10 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör