• Ayten Birsen

Benim hikayem rahatımı bozmakla başlar!





Benim hikayem rahatımı bozmakla başlar demiştim , iyi ki de rahatımı bozmuşum da bugün bu yazıları yazma şansım olmuş.

Tatil dönüşü bugün ofiste ilk iş günüm. Her tatil benim için bir kazançtır derim. Yeni yerler görür, yeni insanlar tanır, farklı mönüler tadarım. Yeni tanıdığım güzel insanlar benim kazanç haneme yazılır….Belki de insan biriktirmek dedikleri bu olsa gerek.

Bu tatilimde tanıştığım pırıl pırıl iki insan bana sigortaya farklı bir açıdan bakmamı sağladı. Son gece veda çaylarımızı içerken izin isteyip yanımıza geldiler . Sohbet döndü dolaştı sigortaya geldi. Ve bana şöyle dedi ‘’sizinle hemen hemen kaç gündür bir arada tatil yaptık, konuşmalarınızdan işinizi ne kadar sevdiğinizi, işinizi ne kadar mutlu yaptığınızı gördüm, ancak sigortacılık mesleğinde hala yolunda gitmeyen bir şeyler var .Biz arkadaşlarımızla konuştuğumuzda yaşanılan sorunlar yüzünden, iş takipsizliği yüzünden yarım kalan ödemeler sonrası iptal olan işler ve morali bozulan tüketicilerin bu işe bakış açıları nedeni ile maalesef sigorta Türkiye de istenilen yere gelemedi’’. Bu gencecik delikanlı bir bankacı olarak, dijitalle ilgili biri olarak çok haklı idi. Sohbet esnasında bana yaşadığı bir takım örnekleri sıraladı . Sohbet farklı konularla devam etti ve geceyi noktaladık.

Bugün ofisimde ki ilk iş günümde bu konu kafamı kurcaladı ve bu yazıyı yazmayı düşündüm.

Türkiye de sigortacılık neden istenilen seviyelere gelmedi? Bunun bir değil bir çok nedeni var.

-Maddi imkanı oldukça müsait olup sigorta bilinci olmayan, ya da kötü deneyimler yaşamış ve bir daha asla diyen bir kesim olduğu kadar

-Sigorta bilincine sahip olup maddi imkanı yetersiz olan bir kesim olarak öncelikle iki grupta incelemek istedim.

26 seneye varan bir deneyimimle yüzlerce insanla yüz yüze veya telefonda görüşmeler yapmışımdır. Ve bu görüşmeler sonucunda şu karara vardım. Bu insanların hepsi haklı. Evet sizlere çok garip gelecek ama hepsi haklıydı. Hepsinin kendilerinde ya da ailelerinde ya da yakın arkadaşlarında yaşadıkları kötü örnekler onların sigorta bilincini daha oluşmadan köreltmişti. Şöyle düşünün araba sürmesini öğrettiğiniz bir insan kuralları bilmeden direksiyona geçerse nasıl bir sürücü olur? Bu kişi işaretleri tanımadan nasıl yola çıkar? Bu insana sonradan bunları öğretseniz de akılda çoğu kalmaz ve sonradan edinilen alışkanlıkların çoğu kalıcı olmaz…..

İşte sigorta satışı da bu yüzden çoğu zaman hüsranla biter. Biz zamanımızın çoğunu yanlış tecrübelerin düzeltilebileceğini anlatmakla geçirmişizdir. Ve inanın dünyanın en zor işi insanların yerleşmiş düşüncelerini değiştirmektir. Bunun sonucunda o kişi de kaybeder sigortacıda kaybeder.

Sigortacı iş üretme imkanı bulduğu bir kişiye herhangi bir ürün satamaz, tüketici ise başına bir hasar geldiği anda yaptıramayacağı bir üründen mahrum kalmakla kalmayıp belki o hasar için evini, arabasını bile satmak zorunda kalacağı günler yaşar.

Bize düşen, karşımızdaki tüketicinin ihtiyaçlarının ne olduğunu belirleyip ona uygun bir programı anlatmak. O gencin bana söylediği cümle şu idi ‘’sigorta firmaları korku sattığı için başarılı olmuyor’’. Korku değil ama mutlu olabilmek için önlem almanın güzelliğini anlatabilmek ,ilerde birikimleri ile dünyayı gezmeye okazyon sağlamak çocukları doğduğunda hastane bedelini cebinden ödemediğini görmesini sağlamak, veya üniversite yaşına gelen çocuklarının okul bedelini çoktan ödedikleri birikim sigortası sayesinde zorlanmadan ödemelerinin güzelliğini anlatabilmek.

Sigorta sadece bir bilinç değil bir yaşam tarzıdır bunu unutmayalalım ve keyifli günler geçirelim, bilelim ki ben hayatı yaşarken olası muhtemel bir riske karşı güvencem var….


29/06/2021

Ayten Birsen

43 görüntüleme